17-25 Aralık süreçlerinde ülkemizde düne kadar birçok kesimin güvendiği insanların aslında devlet içinde bir tümör gibi örgütlenip, kaleyi içten fethetmeyi amaçladıklarını gördük. Bu fetih öylesine ahlaksızca bir hale geldi ki ülkemizin görüp göreceği en büyük liderden Recep Tayyip Erdoğan’a bir darbe sürecine bile dönüştü. Hiç bir devirde müşrikler muzaffer olmadığı gibi bu devirde de kazanamadılar. Kazanamadıkları gibi bir çöküş süreci başladı. Çöküş süreçlerini ahlaksız bir saldırı sürecine çeviren bu paralel terör örgütü ve başlarındaki Pensilvanyalı şeytanın aslında İslam ile yakından uzaktan alakalı olmadıklarını çok iyi gördük. Montaj kasetler, paralel siyasetçi, gazeteci ve hayali karakterleri ile devlete ait bilgilerin ifşası, insanların özel hayatına ve şerefine karşı sözler ve niceleri. Onlar tıpkı cahiliyeden sıyrılamamış müşrikler gibi inananları karalayıp eziyet etmek istediler. Peygamber Efendimiz (Sav.) üzerine deve işkembeleri atanlar, Bilal Habeşi hz.’nin üzerine kendi ağırlığından fazla kayalar koyanlar, Taif’te taş yağdıranlar, evinin önünde öldürmek için günlerce nöbet bekleyenlerden, sırf inandığı içi Mus’ab’ı dışlayan ailesinden bir farkları kalmadı hepsinin. Bunlar bizim bildiklerimiz, yaşayıp, görüp, tatbik ettiğimiz şeyler. Onlar müşrikler, belkide müşrikten daha düşükler…

Ancak meselenin onlar tarafı önemli olduğu kadar bizim tarafımızda önemlidir. Geçtiğimiz günlerde paralel terör örgütü üyesi, aklı dengesinin bozuk olduğunu herkesin bildiği Ö.F.A’nın yarı çıplak bir partide ahlaksız pozları ortaya çıktı. Çıkması bir kenara bizim davamızdan olduğunu söyleyen birileri bunları büyük bir hızla internete yaydı, dalga geçti, fotoğraflar günlerce sosyal medyada bir çok kez karşımıza çıktı. Bakın tekrar  bizim davamızdan olduğunu söyleyenler diyorum çünkü kalbi olarak bu davaya gönül vermiş insanların yapacağı şeyler değil bunlar. Büyük ustamız Recep Tayyip Erdoğan’ın tabiriyle kıyamette son bulacak bir davaya gönül veren insanlar, kimsenin ahlaksızlıklarını bu denli yaymazlar. İslam davasına gönül vermiş insanlar setr-i avretten bir haber fotoğrafları, göz zinasının zirvesindeki işleri müslüman kardeşleri ile paylaşmazlar. Bir söz vardır ‘içimizde ki İrlandalılar’ işte bunları yapanlar tamda onlar. Yolsuzluğa bulaşmadığını bildiği halde, ahlaksızlıklarından dava arkadaşlarını paralel yargının önüne atmak isteyenler, parelel yapıya küfürler savuranlar, ellerinden gelse hepsini meydanlarda taşlayacak kadar gözleri dönmüş olanlar, bir açıklarını bulsakta ahlaklı-ahlaksız demeden servis etsek diyenler. Bunları sahiplenmemek lazım vesselam. İslam davasının mücahidlerinin yol arkadaşları, yol arkadaşlarımız bunlar olmamalı. Karşıdakinin günahı bir kenara, kendi müslüman kardeşinin günaha girmesine sebep olanları yoldaş bilmemeliyiz. Müslümanın onurunu ayaklar altına almaya çalışan bu insanları savunmamalı, desteklememeli, hatta düşmanımızdan daha fazla yermeli onlarla savaşmalıyız. Avam bir tabirle ‘kahpe içerden olunca kapı kilit tutmazmış’ sözünü sizlere hatırlatırım. Biz içimizdekileri temizlersek dışardakiler bize zaten ulaşamaz, erişemez. Siz hiç Efendimizin, Aşere-i Mübeşşere’nin, Sehabe Efendilerimizin; düşmanın en amansız ve en ahlaksız zamanında yaşayan o güzel insanların, İslam’ın yegane mücahidlerinin hiç bir müşriki savaş meydanı dışında kötülediğini, zarar verdiğini, insanlar içinde küçük düşürdüğünü duydunuz mu? Duymadık, duymadınız, duymadım, duyamayız efendim! Önderler, örnekler, önde gidenlerin yapmadıklarını bize yapmak düşmez. Yapanları savunmak hiç düşmez.

Savaşta yüzüne tükürdüğü düşmanını artık bu nefsimin savaşı haline geldi diyerek öldürmekten vazgeçen Hz. Ali’ye komşu olmak birileriyle sırf dalga geçmek için müslüman kardeşinin bile harama bakmasına neden olan insanların harcı değildir vesselam !

Daha fazla içerik yok