Son günlerde ülkemizi ayağa kaldıran, kan donduran, insanlık dışı bir cinayet ile bir genç kız daha hayata gözlerini yumdu. Olayda neler yaşandığını gazetelerden okuyabilirsiniz. Okuduktan sonra üç beş arkadaş bir araya gelip; bunları yapanların idam edilmesi yada hadım edilmesi gerektiğini hararetli bir şekilde tartışabiliriz, konu hakkında tweet atabilir ya da facebooktan bu genç kızın resminin altına uzunca bir yazı yazarak yapanları lanetleyebiliriz. Sonra aradan üç beş gün geçer, bu olayı unutur ve susarız. Sonra yeni bir cinayet daha işlenir, yine benzer tepkiler veririz. Tıpkı Münevver Karabulut cinayetinde yaptığımız gibi. Bugün ben sizlere katılıp modern hukuk denilen zırvayı eleştirmek yerine sizleri biraz geçmişe götüreceğim. Hazırsanız kemerlerinizi bağlayın ve ‘gerici’ ecdadımız döneminde kadın hakları ve kadınlara yönelik cinsel suçlara kısa bir yolculuk gerçekleştirelim.

Malumunuz anlatıldığı gibi; kadın ve içki düşkünü, çocuklarını ve kardeşlerini acımasızca öldürten, fetihler sonrasında en güzel kızları kendi zevki için sarayına getirten, bir kısmı eşcinsel olduğu için oğlanlara sulanan, her gece başka bir kadınla yatağını paylaşan, ahlaksızca fantezileri olduğu anlatılan bir neslin torunları değiliz! Anlatılanın aksine kadını hayatın her alanında önemli bir noktada görmüş, eğitimine önem vermiş, onlara sosyal haklar tanımış bir ecdada sahibiz. Osmanlı İmparatorluğu’nda kadını haremde yaşayanlar, şehirliler ve kırsal kesimde yaşayan kadınlar olarak üç bölüme ayırmak mümkündü. Haremde yaşayan kadınların bir kısmı padişahın ailesi olmakla birlikte burada eğitim gören kadınlarıda içermekteydi. Evet eğitim gören diyorum çünkü harem düşünüldüğü gibi padişahın kadın deposu değil(!) aksine var olduğu yüzyıllarda kadınlara yönelik en düzenli ve kaliteli eğitimi veren bir okuldu. Burada eğitim görenlerin bir kısmı burada hayatını devam ettirirken, bir kısmı buradan bir nevi mezun olup yine aynı düzeyde bir okul olan enderundan yetişen kişilerle evlendirilirdi. Şehirlerde yaşayan kadınların büyük bir kısmı okuma yazma bilmekteydi ve sosyal haklara sahipti. Evlenmeleri yazılı halde kadı eşliğinde yapılır, ve evlenmede kızın rızası aranırdı. Yine o dönemde kadınlar boşanma, miras vb. konularda mahkemeye gidebilirdi. Kırsal kesimde yaşayan kadınlarsa kaynaklarda okuma bilen ancak yazma bilme oranı düşük olarak anlatılmaktadır. Tüm bunların yanında kadınlar ekonomik yönden çeşitli faaliyetlerde bulunmaktadır. Kırsal kesimde tarım, şehirlerdeyse daha çok el işi ve çeşitli sanatsal faaliyetler gerçekleştirildi görülür. Hukuki ve ceza gerektiren durumlarda da özel olarak Nisa hapishanelerinde tutulan kadınların buralarda ki koşullarının iyileştirilmesi için gerekli hallerde büyük konakların kiralandığı görülmüştür.

Tüm bunların yanında Osmanlı kadınlara karşı işlenen suçlara karşı çok katı politikalar gütmüştür. 1858 öncesi geleneksel İslam ve örfi hukuk döneminde kadınlara karşı cinsel suçların büyük bir kısmı idam ile sonuçlandığı gibi, bir kısmı hadım edilmekte, bir kısmınaysa kürek cezası verilmekteydi. Bunların yanında eğer mağdur kadının rızası olursa suçlu erkekle evlendirildiği durumlarda olmuştur. Ancak en önemli unsur burada kadının bu evliliği kendi rızası ile istemesidir.

Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Balıkesirde Kadınlara Karşı İşlenen Cinsel Suçlar

Yukarıda yer alan tabloda 17.yüzyılda Balıkesir sancağında kadınlara karşı işlenen cinsel suçlara ait veriler yer almaktadır. Bu tabloda toplamda 8 ile tecavüz, sarkıntılık ve katrandan sonra en az işlenen suç olarak görülmektedir. Konunun uzmanı tarihçilerimizin birçoğu bu sayının çokluğundan (!) şikayet etmektedir. Yani bir yüzyıl için Balıkesir sancağında 8 adet tecavüz vakası Osmanlı için oldukça fazladır.

Yukarıda yer alan tablolar ise Balıkesir ilimizde 2005 ve 2008 yılları arasında cinsel suçlardan dolayı suçlu bulunan ve hapis cezası verilen kişilerin sayısını içermektedir. 4 senede toplamda 125 kişi ile 17. yüzyılın toplamı olan 105i geride bırakmış bir yüz kızartıcı bilançodur.

Şimdi başımızı öne eğip düşünme zamanı. Kadınların sosyal hayatta olmadığı zırvalarının saydırıldı bir dönemde hakları bile olmadığı söylenen kadınlara karşı işlenen suçların ne kadar az olduğunu görüyoruz. (Az derken toplamda 4 yılda bu sayının üzerine çıkılmasına karşılık az diyorum, yukarıda da belirttiğim gibi uzman tarihçilerimiz için bu sayı oldukça fazla.) Daha ilk yüzyılını bile tamamlayamamış modern dönem Cumhuriyeti ve bunun getirdiği sözde modern ve medeni hukuk acaba kadınlara haklar mı kazandırdı yoksa onları her gün en az bir haberde gördüğümüz mağdur, zarar görmüş, öldürülmüş, tecavüz edilmiş bir hale mi getirdi? Tüm bunlara karşılık Osmanlıya ahlaksızlıklar yakıştıran ne idüğü belirsizlere; Bu yobazlar kadın katletmemiş bayım! diyerek sözlerime nokta koyuyorum.

Daha fazla içerik yok